Bir Defter Açılıyor

Niobe'nin Defteri

Sessizliğin Dilinden Bir Önsöz

Bazı şeyler vardır, anlatılmaz. Bazılarıysa hiç dile gelmez. Niobe de öyleydi. Antik çağdan kalan, sadece yaşadıklarıyla değil, söyleyemedikleriyle taşlaşan bir figür…
Çünkü bazı duygular, dile geldiğinde eksilir. Bazı sessizlikler ise zamanla bir biçim alır; taşa dönüşür. Ama o taş hâlâ anlatır. Çünkü sessizliğin bile bir dili vardır.

İşte onkoloji koridorları, tam da o dilin konuşulduğu yerdir. Kanser sadece bir tıbbi rapor değildir; bir insanın içinde sessizce büyüyen o "ikinci hayattır."

O ağır yutkunma — Tanıdan hemen sonra boğazda asılı kalan ilk his. Saklanan korkular — Kemoterapi koltuğunda, bir gülümsemenin arkasına özenle yerleştirilen o kaygı. Muazzam sessizlik — Kelimelerin bittiği yerde, hekimle hastanın aynı nefeste buluştuğu o an.

Ancak hikâye burada bitmiyor. Çünkü o sessizliğin içinden başka sesler de yükseliyor:

Fırtına dindikten sonra gelen o dingin bilgelik. "Bitti" denilen yerden filizlenen o inatçı yaşam sevinci. Ve nihayetinde; taşlaşan bir kalbin yeniden çarpmaya, ruhun yeniden nefes almaya başladığı o iyileşme mucizesi.

Bunlar çoğu zaman dile gelmez ama yok da olmaz. İçimizde birikir, biçim değiştirir ve tıpkı Niobe gibi, susarak var olur.

Niobe'nin Defteri, tam da bu sessizliği bozmak için açılıyor.

Kanseri sadece bir hastalık olarak değil; insanın içinde bıraktığı izlerle, bir hikâyede, bir tabloda ya da bir film sahnesinde beraber okuyacağız. Sessizliğin dilini çözmek, o taşın altındaki cana ve umuda dokunmak için…

İlk sayfa açıldı.

Bölümlere göre göz atın

Bu filtre altında henüz görüntülenecek yazı bulunmuyor.